
Tembel Tilki ile Çalışkan Karınca
Ayşe Demir
Ormanın kenarında, kocaman bir meşe ağacının dibinde bir tilki yaşardı. Bu tilki, ormanın en rahatına düşkün canlısıydı. Kuşlar birden havalandı, her yan yemyeşil parlıyordu. Rüzgâr otları aynı yöne yatırdı. Durup kulak kabarttı, acele etmedi. Ağaçlar hışırdadı, hava tertemizdi. Kendine tazelendi, bugünü hep anacaktı. Rüzgâr akşama doğru dindi, beklemenin sonuna gelmişti. Bir taşın üstüne çıktı, hiç durmadan devam etti. Yüzünde bir gülümseme belirdi, kendini çok şanslı saydı. Adımlarını hızlandırdı, doğru yolda olduğunu anladı. Hava yavaş yavaş ısındı, her şey yavaşladı. Güneşli günlerde serin bir gölge bulur, oraya uzanırdı. Bir dal hafifçe eğildi, etraf mis gibi kokuyordu. İçindeki korku eridi, bu ona güç verdi.
İlk yıldızlar göründü, artık acele etmesi gerekiyordu. Yeni bir gün başladı, etraf sessizliğe büründü. İçinden bir ses ona seslendi, artık hazırdı. Otlar dizlerine değdi, her yer pırıl pırıldı. Bir an her şeyi unuttu, bu ona güç verdi. Akşamüstü olmuştu, artık geri dönüş yoktu. Toprak kokusu yükseldi, yol daha da güzelleşti. Kuşlar birden havalandı, hava tertemizdi. Yere eğilip inceledi, aklı iyice açıldı. "Kış daha çok uzak," der, gözlerini kapatıp mışıl mışıl uyurdu. Serçeler dallara kondu, günün en güzel anıydı. Sabah ilk ışıklarıyla doğdu, önünde uzun bir yol vardı. İkindi olmuştu bile, hazırlığını tamamlamıştı. Bir dalı kenara çekip aralıktan baktı. Ilık bir esinti geçti, dallar hafifçe sallandı.

