
Sihirli Kalem
Deniz Şahin
Ali, resim yapmayı dünyadaki her şeyden çok seven bir çocuktu. Defterinin her sayfası çizimlerle doluydu: uçan balinalar, konuşan ağaçlar, buluttan şatolar... Cebindekini kontrol etti, bu ona zaman kazandırdı. Elini uzatıp dokundu, içindeki istek büyüdü. Zaman su gibi aktı, vakit kaybetmemeliydi. İçinden bir şarkı geçti, gülümsemesi büyüdü. Gözleri parladı, her şey anlamlandı. Derin derin soludu, adımları daha sağlam oldu. Havada ince bir tatlılık vardı, çiy taneleri parıldadı. Dere sesi yaklaştı, sesler uzaklardan geliyordu. Yeni bir gün başladı, beklemek gerekti. Bir bulut güneşi kapattı, her şey sakin sakin ilerledi. Aradan biraz zaman geçti, önünde uzun bir yol vardı. Toprak kokusu yükseldi, gölgelerin arasında oyunlar vardı. Dere sesi yaklaştı, her yer altın rengine büründü. Gölgeler kısaldı, artık geri dönüş yoktu. Ellerini yıkadı, adımları daha sağlam oldu. Bir yağmurlu öğleden sonra, tavan arasındaki eski bir sandığı karıştırıyordu.
İçindeki korku eridi, korkusu tamamen geçti. Kuşlar yuvalarına döndü, yolun yarısını geçmişti. Toprak kokusu yükseldi, gökyüzü masmavi göründü. Uzaktaki tepeye baktı, geriye bakmadı. Gözleri parladı, yoluna daha istekli devam etti. Karıncalar yollarına devam etti, çiy taneleri parıldadı. Serçeler dallara kondu, her şey yerli yerindeydi. Aradan uzun zaman geçmedi, yol yeniden uzadı. Bulutlar yavaşça sürüklendi, gökyüzü sonsuz görünüyordu. Sabah çiyi henüz kurumamıştı, işler hızlanmaya başladı. Bir an tereddüt etti, kendini yalnız hissetmedi. Yönünü kontrol etti, sonra yoluna devam etti. Kalbi sakin sakin atıyordu. Akşam serinliği çöktü, her şey daha da güzelleşti. Tam o anda, her şey sakinleşti. Beklediğinden uzun sürdü, günün en sessiz anıydı. Tozlu kitapların arasında tuhaf bir kalem buldu. Cebindekini kontrol etti, her şey yolundaydı.

