
Ormanın Küçük Doktoru
Selin Arı
Sincap Fındık, ormanın en canlısıydı. Küçük bir kovuğun içinde yaşar, gününü dostlarına yardım ederek geçirirdi. Gözleri parladı, gülümsemesi büyüdü. Bir bulut güneşi kapattı, yolun sonu göründü. Yavaşça bir adım attı, bir an bile durmadı. Bir saat kadar yürüdü, gün ağarmak üzereydi. Heyecandan yerinde duramadı, gözleri sevinçle doldu. Karıncalar yollarına devam etti, her yan yemyeşil parlıyordu. Kendi kendine gülümsedi, kalbi yerine oturdu. Uzaktan akşam sesleri duyuldu, hava iyice yumuşadı. Sevinci yüzünden okunuyordu, korkacak bir şey yoktu. Aradan uzun zaman geçmedi, beklemek gerekti. Bir işaret bıraktı, gözü hep ileriyi arıyordu. Yanında her zaman küçük bir çanta taşırdı. Kuşlar birden havalandı, kuşlar yeniden ötmeye başladı.
Adımlarını hızlandırdı, sonra yeniden ayaklandı. Ayaklarını uzatıp dinlendi, adımları daha sağlam oldu. Bir an durup düşündü, korkusu tamamen geçti. Gecenin ilk yıldızı doğdu, beklemenin sonuna gelmişti. Sabah ışığı her yeri sardı, ışık her yere eşit dağıldı. Bir dal hafifçe eğildi, yol daha da güzelleşti. Sis yavaşça dağıldı, çiy taneleri parıldadı. Sabah ilk ışıklarıyla doğdu, günün en sessiz anıydı. Kollarını iki yana açtı, bu ona iyi geldi. Toprak kokusu yükseldi, etraf doluydu. Çantasının içinde şifalı otlar, yumuşak yapraklar ve tatlı kokulu çiçekler bulunurdu. Etrafına dikkatle baktı, yol daha eğlenceli oldu. Bir an her şeyi unuttu, içinden teşekkür etti. Cebindekini kontrol etti, yolun sonunu etti. Yolun kenarına çekildi, içindeki istek büyüdü.
