
Cüce Pofuduk ve Kırık Büyü
Kerem Ak
Cüce Pofuduk, bir ormanda yaşayan biriydi. Cüce Pofuduk ay ışığından yapılmış anahtarı çok ederdi. İçinden saymaya başladı, artık hazırdı. Ne yapsa aklı hep oraya kayıyordu. Yolun kenarına çekildi, yorulduğunu unuttu. Kahvaltı ederken bile bunu düşünürdü. Küçük bir sandık köşede unutulmuş duruyordu. Bir gün rüzgâr ona çok eski bir şarkı getirdi. O sırada bir ses duyuldu, beklemek gerekti. Akşam serinliği çöktü, her şey yerli yerine oturdu. Bu küçük olay her şeyin başlangıcıydı. Hava yavaş yavaş ısındı, yolun sonu göründü. Gerekenleri toplayıp güneş doğmadan yola çıktı. Bir an durup düşündü, bir kez daha denemeye karar verdi. İlk birkaç adım en zorlarıydı. Sessizce ilerledi, geriye bakmadı. Gittikçe tanımadığı topraklara giriyordu. Ellerini yıkadı, yürümeye devam etti.
Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: gölgeler ona kötü oyunlar oynadı. Hava kararmaya yüz tuttu, biraz dinlenmek iyi gelirdi. neredeyse tükeniyordu. Sonrası çok hızlı gelişti. Cüce Pofuduk yılmadı; kalbinin sesini dinleyip ilerledi. Gecenin ilk yıldızı doğdu, günün en sessiz anıydı. Arkadaşları elini tuttu ve birlikte ilerlediler. Bir bulut güneşi kapattı, hava yeniden ısındı. Elini uzatıp dokundu, buna ihtiyacı vardı. İçini ısıtan bir destekti bu. İçinden bir ses ona seslendi, her şey anlamlandı. Bir daha arkasına bakmadan yürüdü. Gölgeler biraz uzadı, her yan yemyeşil parlıyordu. Patika yavaş yavaş yokuş yukarı çıkmaya başladı, sis yavaşça çekildi. Dallar arasından ışık sızdı, günün en güzel anıydı. Yolunu bir kez daha bir engel kesti: rüzgâr ilerlemesini zorlaştırdı, bu hiç beklediği şey değildi. Uzaktan akşam sesleri duyuldu, her şey daha da güzelleşti. Kolay olmayacağını hemen anladı, yılmadı.

