
Cüce Pofuduk ve Gece Yarısı Bilmecesi
Ayşe Demir
Cüce Pofuduk, bir ormanda yaşayan neşeli biriydi. Cüce Pofuduk ay ışığından yapılmış anahtarı çok ederdi. Elindeki haritayı açtı, bu ona zaman kazandırdı. Bu düşünce aklından hiç çıkmıyordu. Etrafına dikkatle baktı, yol biraz daha kolaylaştı. Her sabah aynı soruyla uyanıyordu. Sis yavaşça dağıldı, her yer altın rengine büründü. Bir gün yaşlı bir bilge ona bir bilmece fısıldadı. Yüzü hafifçe kızardı, kendisiyle gurur duydu. Böylece unutulmaz bir başladı. Yolun kenarına çekildi, biraz daha yaklaştı. Yönünü kontrol etti, önündeki yol açıldı. Yanına gereken birkaç şeyi alıp yola koyuldu. Bir dal hafifçe eğildi, ortalık cıvıl cıvıl oldu. İlk adımlarında içi hem heyecan hem tedirginlik doluydu.
Uzakta bir kuş öttü, etraf mis gibi kokuyordu. Yol onu daha önce hiç görmediği yerlere götürdü. Patika güneşle aydınlandı, çiy taneleri parıldadı. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: yolun ortasına kocaman bir kaya çıktı. Gölgeler biraz uzadı, gölgelerin arasında oyunlar vardı. Bir an geri dönmeyi bile aklından geçirdi. Bir bulut önden geçti, gökyüzü masmavi göründü. Cüce Pofuduk yılmadı; dostlarından yardım istedi. Gökyüzü yavaşça açıldı, her şey yerli yerindeydi. Yolda tanıştığı küçük bir ateşböceği ona ışık tuttu. Otlar dizlerine değdi, dallar hafifçe sallandı. Bu sözler ona çok iyi geldi. Yaprakların üstü çiy tutmuştu, günün en güzel anıydı. Yeniden yola çıktığında adımları daha sağlamdı. Kendi kendine gülümsedi, hiç bu kadar mutlu olmamıştı.

