
Çoban Yiğit ve Konuşan Ağaç
Pınar Gül
Çoban Yiğit, bir ormanda yaşayan biriydi. Çoban Yiğit ay ışığından yapılmış anahtarı çok ederdi. Kendine söz verdi, yüreği ferahladı. Aklının bir köşesinde hep aynı soru dururdu. Merdivenin son basamağı eksikti. Güneş doğar doğmaz aklı yine oraya giderdi. Aradan uzun zaman geçmedi, yolun sonu göründü. Bir gün gökten parlak bir yıldız düştü. Bir saat kadar yürüdü, beklenen an gelmişti. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Yüzünde bir gülümseme belirdi, içi kıpır kıpır etti.
Hazırlığı uzun sürmedi; kısa sürede yoldaydı. Aklına en sevdiği kişinin sözleri geldi. Heyecanı korkusundan biraz daha ağır basıyordu. Ağaçların gölgesi uzayıp kısalıyordu. Adım attıkça dünyası genişliyordu. Zaman su gibi aktı, hazırlığını tamamlamıştı. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: sihir bir anda sönüverdi. Uzakta bir çan sesi duyuldu, ortalık ışıl ışıl parladı. Geri dönse kimsenin bir şey demeyeceğini düşündü. Etrafında bir tur attı, bu ona iyi geldi. Çoban Yiğit yılmadı; toplayıp ileri atıldı.

