
Denizci Ada ile Büyük Yolculuk
Deniz Şahin
Denizci Ada, uzak bir sahil kasabasında yaşayan neşeli biriydi. Denizci Ada haritadaki adayı çok ederdi. Cebindekini kontrol etti, içi rahat etti. Gözünü kapadığında bile aynı şeyi görüyordu. Etrafında bir tur attı, önündeki yol açıldı. Yatağından kalkarken hep aynı şeyi ederdi. Elini uzatıp dokundu, gözü hep ileriyi arıyordu. Bir gün ufukta gizemli bir ada belirdi. Yüzü hafifçe kızardı, artık hazırdı. Yüreği yumuşadı, bir kez daha denemeye karar verdi. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Sabah çiyi henüz kurumamıştı, yolun yarısını geçmişti. Bir matara su ve biraz azık alıp yürümeye başladı. Bir kelebek havalandı, küçük gökkuşakları belirdi. Bir yandan seviniyor, bir yandan tedirgin oluyordu. Yapraklar usulca kımıldadı, her yan yemyeşil parlıyordu. Önündeki yol her adımda yeni bir şey gösteriyordu. Yüzü hafifçe kızardı, kendini yalnız hissetmedi.
Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: gece bastırdı ve yolunu şaşırdı. Rüzgâr hafifçe esti, gölgelerin arasında oyunlar vardı. Ayakları bir an olsun ilerlemek istemedi. Çantasını omzunda düzeltti, doğru yolda olduğunu anladı. Denizci Ada yılmadı; elindeki bütün imkânları akıllıca kullandı. Gökyüzünde bir kuş süzüldü, küçük gökkuşakları belirdi. Yol arkadaşı ona verdi. topladı, bunu başaracağını anladı. Çiçekler güneşe döndü, dallar hafifçe sallandı. Duyduklarını uzun süre unutmadı. Avucunun içi hafifçe karıncalandı. Artık nereye gideceğini biliyordu. Güneş bulutların ardından çıktı, gölgeler yumuşacık oldu. Karşıdaki tepeyi aşması gerekiyordu, uzaktan bir çan sesi geldi. Gözlerini kısıp uzağa baktı, artık acelesi yoktu. Karşısına yeni bir zorluk çıktı: yağmur yolu çamura çevirmişti, geçit vermiyordu. Gecenin ilk yıldızı doğdu, ortalık yeniden durulmuştu. Bu sefer daha dikkatli olması gerekiyordu, yılmadı.

