
Haritacı Emir ile Zirveye Giden Yol
Zeynep Aksoy
Haritacı Emir, uzak bir sahil kasabasında yaşayan biriydi. Haritacı Emir dağın zirvesinde ne olduğunu çok ederdi. Bir kelebek havalandı, gökyüzü sonsuz görünüyordu. her geçen gün biraz daha büyüyordu. Sevinci yüzünden okunuyordu, kendini yalnız hissetmedi. Günün ilk saatleri hep bu soruyla geçerdi. Bir taşın üstüne çıktı, artık acelesi yoktu. Bir gün eski bir sandıkta sararmış bir harita buldu. Bir arı vızıldayarak geçti, gölgelerin arasında oyunlar vardı. İşte her şey o gün başladı. Öğle güneşi tepedeydi, her şey sakinleşti.
Ayakkabılarını bağlayıp kararlı adımlarla çıktı. Rüzgâr akşama doğru dindi, vakit tam da uygundu. Başlangıçta hem korkuyor hem de çok ediyordu. Sabah çiyi henüz kurumamıştı, her şey yerli yerine oturdu. Buraları haritada bile görmemişti. topladı, yüreği ferahladı. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: kayalıklarda yolu tamamen tıkanmıştı. Sevinci yüzünden okunuyordu, her şey daha kolay göründü. Bir süre olduğu yerde çaresizce durdu. İlk yıldızlar göründü, bir şeylerin değiştiği belliydi. Haritacı Emir yılmadı; ipini kayalara bağlayıp tırmandı.
