
Tilki Kuyruk ve Kayıp Yavru
Pınar Gül
Tilki Kuyruk, sık bir ormanın içinde yaşayan biriydi. Tilki Kuyruk soğuk kışı nasıl geçireceğini çok ederdi. Yolun kenarına çekildi, kendini toparladı. Bu soru kafasında sürekli dönüp duruyordu. Gölgeler uzamaya başladı, aklındaki plan netleşti. Her yeni gün aynı başlıyordu. Yüreği yumuşadı, bunu başaracağını anladı. Bir gün ormanda küçük bir yardım çağrısı duydu. Karıncalar yollarına devam etti, etraf mis gibi kokuyordu. Beklediği fırsat sonunda ayağına gelmişti. Sabah çiyi henüz kurumamıştı, hava yeniden ısındı. Su yüzeyi ışıldadı, toprak yumuşacık duruyordu. Yanına yalnızca en gerekli şeyleri aldı. Sabah ışığı her yeri sardı, manzara bir tablo gibiydi. Adımları önce yavaştı, sonra kendiliğinden hızlandı.
Öğle vakti geldi, yol yeniden canlandı. Her dönemeçte bambaşka bir manzarayla karşılaştı. Uzakta bir kuş öttü, sesler uzaklardan geliyordu. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: yiyecek bulmak gittikçe zorlaştı. Sabah çiyi henüz kurumamıştı, beklemenin sonuna gelmişti. Pes etmek o an çok kolay görünüyordu. Bir an gözleri doldu, kalbi yerine oturdu. Tilki Kuyruk yılmadı; uzaktaki pınarı bulup herkese haber verdi. Zaman su gibi aktı, bir şeylerin değiştiği belliydi. Yaşlı baykuş çok akıllı bir fikir verdi. Otlar dizlerine değdi, toprak yumuşacık duruyordu. Bu yardım tam da ihtiyacı olan şeydi. Bir yudum su içti, geriye bakmadı. Yola devam ederken içi çok daha rahattı. Serçeler dallara kondu, ortalık ışıl ışıl parladı.
