
Baykuş Bilge ile Ormandaki Yabancı
Selin Arı
Baykuş Bilge, sık bir ormanın içinde yaşayan biriydi. Baykuş Bilge ormandaki patikayı çok ederdi. Elindekini sıkıca tuttu, kendini daha hazır hissetti. her geçen gün biraz daha büyüyordu. Bunu başarabileceğine artık gerçekten inanıyordu. Günün ilk saatleri hep bu soruyla geçerdi. Ayakkabısını sıkıca bağladı, biraz daha yaklaştı. Bir gün yaralı bir dostuyla karşılaştı. Dere sesi yaklaştı, her şey sakinleşti. İşte her şey o gün başladı. Öğle güneşi tepedeydi, ortalık yeniden durulmuştu. O sırada bir ses duyuldu, artık geri dönüş yoktu. Ayakkabılarını bağlayıp kararlı adımlarla çıktı. Beklediğinden uzun sürdü, yeni bir sayfa açıldı. Başlangıçta hem korkuyor hem de çok ediyordu.
İçinde tatlı bir telaş vardı, gülümsemesi kendiliğinden geldi. Buraları haritada bile görmemişti. Az sonra hava değişti, her şey biraz daha netleşti. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: yiyecek bulmak gittikçe zorlaştı. Kuru dallar çıtır çıtır kırılıyordu. Bir süre olduğu yerde çaresizce durdu. Bir anlık sessizlik oldu, her şey sakin sakin ilerledi. Baykuş Bilge yılmadı; dostlarını yardıma çağırdı. Sis yavaşça dağıldı, etraf doluydu. Küçük karıncalar bile yardıma geldi. Yerdeki izleri inceledi, aklı iyice açıldı. Duyduğu şey ona yeniden güç verdi. Elindeki haritayı açtı, bu ona iyi geldi. Kaldığı yerden daha güçlü devam etti. Uzaktaki tepeler netleşti, her yer altın rengine büründü.

