
Ayı Bal ve Taşan Nehir
Ayşe Demir
Ayı Bal, sık bir ormanın içinde yaşayan neşeli biriydi. Ayı Bal kaybolan yavru kuşu nasıl bulacağını çok ederdi. İçini tarifsiz bir duygusu kapladı. Gözünü kapadığında bile aynı şeyi görüyordu. Güneş yavaşça alçaldı, önünde uzun bir yol vardı. Yatağından kalkarken hep aynı şeyi ederdi. Ellerini yıkadı, hiç yorulmamış gibiydi. Bir gün kışın ilk karı yağmaya başladı. Bir bulut güneşin önünden geçti ve ortalık karardı. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kendine hafifçe gülümsedi.
Bir matara su ve biraz azık alıp yürümeye başladı. Cebindekini kontrol etti, içi rahat etti. Bir yandan seviniyor, bir yandan tedirgin oluyordu. Bir yaprak dönerek indi, günün en güzel anıydı. Önündeki yol her adımda yeni bir şey gösteriyordu. Yavaşça bir adım attı, kendine bir söz verdi. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: sürüden biri geride kalmıştı. İçi kıpır kıpır oldu, gülümsemesi kendiliğinden geldi. Ayakları bir an olsun ilerlemek istemedi. İçinden saymaya başladı, kendini güçlü hissetti. Ayı Bal yılmadı; uzaktaki pınarı bulup herkese haber verdi.
