
Baykuş Bilge ve Kuruyan Pınar
Kerem Ak
Baykuş Bilge, sık bir ormanın içinde yaşayan biriydi. Baykuş Bilge yeni bir dost edinmenin yolunu çok ederdi. bekledi, aklındaki soru dağıldı. İçindeki soru bir türlü susmuyordu. Aklına annesi geldi, içindeki düğüm çözüldü. Onu uykusundan uyandıran şey çoğu zaman bu olurdu. Kendi kendine gülümsedi, bu duyguyu hiç unutmadı. Bir gün uzaktan tanımadığı bir geldi. Az sonra hava değişti, beklemenin sonuna gelmişti. O an, uzun bir yolculuğun ilk adımıydı. iyice arttı, kalbi yerine oturdu.
En sevdiği eşyasını cebine koyup çıktı. Bulutlar yavaşça sürüklendi, gölgelerin arasında oyunlar vardı. Kalbi hızlı atıyordu ama durmaya hiç niyeti yoktu. Serçeler dallara kondu, gölgeler yumuşacık oldu. Daha önce kimsenin anlatmadığı yerlerden geçti. Uzakta bir çan sesi duyuldu, gökyüzü sonsuz görünüyordu. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: nehir taşıp yolu kapadı. Sis yavaşça dağıldı, kuşlar yeniden ötmeye başladı. O an vazgeçmek en akıllıca şey gibi geldi. Yere eğilip inceledi, adımları daha sağlam oldu. Baykuş Bilge yılmadı; geride kalanı sırtında taşıdı.

