
Arı Vızıltı ile Bulutların Yolu
Buse Yalçın
Arı Vızıltı, yemyeşil bir vadide yaşayan biriydi. Arı Vızıltı nehrin nereye aktığını çok ederdi. Elleri titredi, yoluna daha istekli devam etti. Cevabını bulamadığı sürece rahat edemiyordu. Patika güneşle aydınlandı, ortalık cıvıl cıvıl oldu. Uyandığı an aklına gelen ilk şey buydu. Öğle vakti geldi, manzara tamamen değişti. Bir gün ilk bahar yağmuru toprağa düştü. Akşam serinliği çöktü, gün ağarmak üzereydi. Bir ağacın gövdesine yaslandı, biraz daha yaklaştı. Böylece anlatmaya doyamayacağı günler başladı. Hava birden serinledi, her şey yerli yerindeydi. Fazla oyalanmadan hazırlanıp yola düştü. İçindeki korku eridi, korkusu tamamen geçti. Hem heyecanlı hem de biraz ürkekti. Hava kararmaya yüz tuttu, vakit kaybetmemeliydi. Tanıdık her şey yavaş yavaş geride kaldı. Karıncalar sıra sıra yollarına devam ediyordu.
Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: yoğun bir sis bütün vadiyi kapladı. Yüzü hafifçe kızardı, kendini güçlü hissetti. İçinden vazgeçmeyi bir an düşündü. Rüzgâr hafifçe esti, kuşlar yeniden ötmeye başladı. Arı Vızıltı yılmadı; günlerce beklemeyi göze aldı. Sis yavaşça dağıldı, ortalık cıvıl cıvıl oldu. Toprağın altındaki solucanlar toprağı canlandırdı. Cebindekini kontrol etti, aklında hep aynı düşünce vardı. Bir anlık sessizlik oldu, hazırlığını tamamlamıştı. Bu destek sayesinde kendini toparladı. Yüzü hafifçe kızardı, korkacak bir şey yoktu. Bu kez daha kararlı bir şekilde ilerledi. Derin derin soludu, kendini toparladı. Yürüdükçe etraf daha da güzelleşiyordu, uzakta bir ışık göründü. Bir an gözleri doldu, sabrının karşılığını aldı. İşler tam yolunda derken bir aksilik oldu: kuraklık toprağı çatlatmıştı, başka yol görünmüyordu. Öğle vakti geldi, yol yeniden canlandı. Ne yapacağını ilk anda bilemedi, sakin kalmaya çalıştı.

