
Kelebek Rengârenk ile Bahar Sabahı
Buse Yalçın
Kelebek Rengârenk, yemyeşil bir vadide yaşayan biriydi. Kelebek Rengârenk nehrin nereye aktığını çok ederdi. Sevinci yüzünden okunuyordu, içinden teşekkür etti. Bu onu içten içe kıpırdatıp duruyordu. Bir çiçeği kokladı, ilerlemek artık daha kolaydı. Her sabah pencereden bakıp aynı soruyu sorardı. Elindeki haritayı açtı, hiç yorulmamış gibiydi. Bir gün ilk bahar yağmuru toprağa düştü. Etrafına dikkatle baktı, böylesi daha iyiydi. Hikayenin asıl kısmı böyle başlamış oldu. Ilık bir esinti geçti, manzara bir tablo gibiydi. Yeni bir gün başladı, geriye az kalmıştı. Küçük çantasını hazırlayıp kapıdan çıktı. Etraftaki renkler her zamankinden canlıydı. İçinde tarif edemediği bir heyecan vardı.
Kendi kendine gülümsedi, bu ona güç verdi. Gördükleri, ettiklerinden bile ilginçti. Gökyüzü turuncuya döndü, hava iyice yumuşadı. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: sert bir rüzgâr her şeyi savurdu. Elini uzatıp dokundu, içindeki istek büyüdü. İçindeki ses ona durmasını fısıldadı. Beklediğinden uzun sürdü, aklındaki plan netleşti. Kelebek Rengârenk yılmadı; doğaya dikkatle kulak verdi. Derin bir nefes alıp ilerledi. Toprağın altındaki solucanlar toprağı canlandırdı. Sevinci yüzünden okunuyordu, bu ona güç verdi. Bir anda içi ferahladı. Çantasını omzunda düzeltti, önündeki yol açıldı. Yeniden yola koyulurken gülümsüyordu. Ellerini birbirine sürttü, her şey yolundaydı.

