
Nehrin Şarkısı
Mert Kaya
Rüzgâr çocuğu Esinti, yemyeşil bir vadide yaşayan biriydi. Rüzgâr çocuğu Esinti bulutların yağmuru nasıl taşıdığını çok ederdi. Durup kulak kabarttı, biraz daha yaklaştı. Bu soru kafasında sürekli dönüp duruyordu. Sabah ilk ışıklarıyla doğdu, artık geri dönüş yoktu. Her yeni gün aynı başlıyordu. Öğleden sonra rüzgâr dindi, gün ağarmak üzereydi. Bir gün bir tohum usulca çatladı. Bir saat kadar yürüdü, beklenen an gelmişti. Beklediği fırsat sonunda ayağına gelmişti. Vakit çabuk ilerledi, yeni bir sayfa açıldı. Bir arı vızıldayarak geçti, renkler her zamankinden canlıydı. Yanına yalnızca en gerekli şeyleri aldı. Ellerini yıkadı, yol biraz daha kolaylaştı. Adımları önce yavaştı, sonra kendiliğinden hızlandı.
Bir taş fırlattı, sonra yoluna devam etti. Her dönemeçte bambaşka bir manzarayla karşılaştı. Başını kaldırıp baktı, bu ona iyi geldi. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: toprak susuzluktan çatladı. Bir kıvılcımı parladı, yolun kalanı kolay göründü. Pes etmek o an çok kolay görünüyordu. Hava kararmaya yüz tuttu, günün en sessiz anıydı. Rüzgâr çocuğu Esinti yılmadı; küçük bir kanal kazıp suyu yönlendirdi. Akşam serinliği çöktü, bir sonraki adım belliydi. Güneş sıcacık ışığını gönderdi. Bir taş fırlattı, acele etmedi. Bu yardım tam da ihtiyacı olan şeydi. Uzakta bir kuş öttü, ışık yaprakların arasından süzüldü. Yola devam ederken içi çok daha rahattı. Uzaktan rüzgâr sesi geldi, gökyüzü sonsuz görünüyordu.

