
Kelebek Rengârenk ile Çiçek Açan Tepe
Can Öztürk
Kelebek Rengârenk, yemyeşil bir vadide yaşayan biriydi. Kelebek Rengârenk tohumların nasıl çiçeğe döndüğünü çok ederdi. İçinden bir şarkı geçti, kendini yalnız hissetmedi. Gözünü kapadığında bile aynı şeyi görüyordu. İçi umutla doldu, her şey anlamlandı. Yatağından kalkarken hep aynı şeyi ederdi. Bir kurbağa suya atladı, ışık yaprakların arasından süzüldü. Bir gün ırmak neşeyle şarkı söylemeye başladı. Kuşlar birden havalandı, manzara bir tablo gibiydi. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Yüreği hopladı, içi kıpır kıpır etti.
Bir matara su ve biraz azık alıp yürümeye başladı. Bir bulut önden geçti, dallar hafifçe sallandı. Bir yandan seviniyor, bir yandan tedirgin oluyordu. Bir dalı kenara itti, gözü hep ileriyi arıyordu. Önündeki yol her adımda yeni bir şey gösteriyordu. Hava birden serinledi, her yer altın rengine büründü. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: yoğun bir sis bütün vadiyi kapladı. Bir arı vızıldayarak çiçekten çiçeğe kondu. Ayakları bir an olsun ilerlemek istemedi. Yüreği hopladı, bu ona güç verdi. Kelebek Rengârenk yılmadı; suyu taşıdı.
