
Paylaşan Ela ile Geri Dönen İyilik
Zeynep Aksoy
Paylaşan Ela, sıcacık bir mahallede yaşayan biriydi. Paylaşan Ela kaybettiği oyuncağını çok ederdi. Çantasını omzunda düzeltti, geriye bakmadı. Aklının bir köşesinde hep aynı soru dururdu. Yolun kenarına çekildi, biraz daha yaklaştı. Güneş doğar doğmaz aklı yine oraya giderdi. Ilık bir esinti geçti, ışık yaprakların arasından süzüldü. Bir gün yolda yardıma ihtiyacı olan birini gördü. Uzakta bir çan sesi duyuldu, çiy taneleri parıldadı. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Durup kulak kabarttı, aklı iyice açıldı. Yerdeki izleri inceledi, geriye bakmadı. Hazırlığı uzun sürmedi; kısa sürede yoldaydı. Uzakta bir kuş öttü, etraf doluydu. Heyecanı korkusundan biraz daha ağır basıyordu.
Gölgeler biraz uzadı, her yan yemyeşil parlıyordu. Adım attıkça dünyası genişliyordu. Bir an durup düşündü, içinden teşekkür etti. Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: işler daha da karıştı. Uzaktaki tepeler hafif bir sisle örtülmüştü. Geri dönse kimsenin bir şey demeyeceğini düşündü. Otlar dizlerine değdi, her şey sakinleşti. Paylaşan Ela yılmadı; en iyisini bekledi. Kısa bir mola verdi, ilerlemek artık daha kolaydı. Bir arkadaşı ona destek oldu. Bir taş fırlattı, bir sonraki adımı düşündü. Yalnız olmadığını anlamak ona iyi geldi. Gökyüzünde bir kuş süzüldü, renkler birbirine karıştı. Adımları eskisinden çok daha emindi. Güneş bulutların ardından çıktı, küçük gökkuşakları belirdi.

