
Cesur Kaptanın Haritası
Can Öztürk
Ada, deniz kıyısındaki küçük bir balıkçı kasabasında büyümüştü. Dedesi eski bir denizciydi ve ona anlattığı ada ve hikâyeleriyle Ada'nın dünyasını doldurmuştu. Bulutlar pamuk şekeri gibi süzülüyordu. Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Kendi kendine verdi. Gözlerini kısıp uzağa baktı. Az sonra hiç beklenmedik bir şey oldu. Yavaş yavaş her şey yerli yerine oturuyordu. Uzaklardan tatlı bir kuş sesi geliyordu. Serin bir esinti yüzünü okşadı. İçi kıpır kıpır oldu. Gülümsemeden edemedi. Adımları gittikçe hızlandı. Tam o anda aklına parlak bir fikir geldi. Her şey masallardaki gibi Ağaçların dalları hafifçe sallanıyordu. Gökyüzü masmaviydi. Yüreğinde tatlı bir filizlendi. Etrafı dikkatle inceledi. toplamak için gözlerini bir an kapattı. Güneş yavaş yavaş alçalıyordu.
Derin bir nefes aldı ve kendini topladı. Dedesi geçen kış hayata gözlerini yummuştu. Küçük bir kelebek yanından uçup gitti. İçini tarifsiz bir duygusu kapladı. korkusundan çok daha güçlüydü. Derin bir nefes alıp ilerledi. Zaman ilerledikçe her şey biraz daha netleşiyordu. Gün ağarırken umutları tazelendi. Güneş ışıkları her yeri altın rengine boyamıştı. Yapraklar ayaklarının altında hışırdıyordu. Gözleri sevinçle parıldadı. İçinden 'başaracağım' diye geçirdi. Bir süre öylece bekledi. O sırada tuhaf bir ses duyuldu. Zaman su gibi akıp gidiyordu. Gökyüzünde küçük bulutlar salınıyordu. Uzakta bir dere şırıl şırıl akıyordu. Heyecandan avuçları terlemişti. Yavaşça bir adım daha attı. Kalbinin sesini dinledi. Aradan biraz zaman geçti.

