
Kâşif Elif ve Yıldızlar
Emre Soy
Kâşif Elif, çocuklarla dolu bir kasabada yaşayan akıllı biriydi. Kâşif Elif gölgelerin neden uzayıp kısaldığını çok ederdi. Bir an tereddüt etti, bugünü hep anacaktı. İçindeki soru bir türlü susmuyordu. Sabah ilk ışıklarıyla doğdu, bir şeylerin değiştiği belliydi. Onu uykusundan uyandıran şey çoğu zaman bu olurdu. Bir taş fırlattı, geriye bakmadı. Bir gün penceresinden çok ilginç bir şey fark etti. Ayakkabısını sıkıca bağladı, biraz daha yaklaştı. Yüreği hopladı, kendini yalnız hissetmedi. O an, uzun bir yolculuğun ilk adımıydı. Güneş yavaşça alçaldı, her şey sakin sakin ilerledi. En sevdiği eşyasını cebine koyup çıktı. Yönünü kontrol etti, hiç yorulmamış gibiydi. Kalbi hızlı atıyordu ama durmaya hiç niyeti yoktu. bekledi, içi sevinçle doldu. Daha önce kimsenin anlatmadığı yerlerden geçti. Ağaçların gölgesi uzayıp kısalıyordu.
Ama işler düşündüğü kadar kolay değildi: deney tam da beklediği gibi gitmedi. Suyun kenarına çömeldi, aklı iyice açıldı. O an vazgeçmek en akıllıca şey gibi geldi. Gölgeler uzamaya başladı, biraz dinlenmek iyi gelirdi. Kâşif Elif yılmadı; yılmadan araştırmayı sürdürdü. Bir ağacın gövdesine yaslandı, hiç yorulmamış gibiydi. Dedesi ona çok güzel bir ipucu verdi. İlk yıldızlar göründü, manzara tamamen değişti. Dakikalar uzayıp gitti, yol yeniden uzadı. İçindeki yeniden canlandı. Gecenin ilk yıldızı doğdu, hedefe yaklaşıyordu. Bu sefer yorgunluğunu hiç hissetmedi. Rüzgâr akşama doğru dindi, yol yeniden canlandı. Yol bir süre sonra dolambaçlı bir hâl aldı, adımları yankılandı. Bir ağacın gövdesine yaslandı, bir an bile durmadı. Ve bir zorluk daha onu bekliyordu: patika birden sona eriyordu, geri dönmek de zordu. Yere eğilip inceledi, kısa sürede hazırdı. Ne yapacağını ilk anda bilemedi, gözlerini kıstı.

